
Türk Ocakları Pendik Şubesi tarafından geleneksel hale getirilen iftar programı bu yıl da yoğun katılımla Marriott Hotel Pendik’te gerçekleştirildi. Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Emekli İlçe Milli Eğitim Müdürü ve aynı zamanda Edebiyat Öğretmeni olan Atilla YAYIM’ın yaptığı ve davetlilerin anlayarak “amin” dediği iftar duası oldu.
Programda konuşan Şube Başkanı Ahmet KARA, iftara teşrif eden Belediye Başkan Yardımcısına, siyasi parti ilçe başkan ve yardımcılarına, İstanbul Ümraniye, Beykoz, Kadıköy ve Gebze Türk Ocağı başkan ve yöneticilerine, eğitim camiasının saygıdeğer yöneticilerine ve meslektaşlarına, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticilerine, iş insanlarına ve tüm davetlilere teşekkür etti.
Konuşmasında Türk Ocakları kurucularından fikir adamı ve büyük Türkçü Yusuf AKÇURA’yı vefatının 90. yıl dönümünde rahmetle andıklarını belirten Kara, bu ülkeyi emanet eden ve ülkeye hizmet ederek ebediyete intikal eden tüm geçmişleri de rahmet ve minnetle yad ettiklerini ifade etti.
Türk Ocaklarının Türkiye’nin en köklü ve en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu vurgulayan Kara, bu durumun kuruma ağır bir görev ve sorumluluk yüklediğini söyledi.
1915 yılında Darülfünun birinci sınıfta öğrenim gören 2500 tıbbiyelinin okullarını bırakarak Çanakkale’ye koştuğunu ve bir Anzak baskını sonucu şehit olduklarını hatırlatan Kara, bu nedenle sonraki yıl açılışta siyaha boyanan Darülfünun’un 1921 yılında hiç mezun veremediğini ifade etti. Bazı liselerin de mezun veremediğini belirten Kara, bu fedakârlıkların ve şehadetlerin sonraki nesillerin omuzlarına ağır bir sorumluluk yüklediğini dile getirdi.
İstanbul’un İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa ve İtalya) tarafından 106 yıl önce işgal edildiğini hatırlatan Kara, işgal edilen ilk yerlerden birinin Türk Ocakları binası olduğunu ve işgalin 4 yıl 10 ay 23 gün sürdüğünü söyledi. Kara, düşmanların dostunu ve düşmanını iyi tanıdığına dikkat çekerek, bu konuda toplumun daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
Millî Mücadele döneminde yapılan mitinglerde Türk Ocaklarının önemli rol üstlendiğini belirten Kara, 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali üzerine Türk Ocağı ve Karakol Cemiyeti tarafından İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen Sultanahmet Mitinglerinin büyük yankı uyandırdığını söyledi. İlki 23 Mayıs 1919’da düzenlenen ve her birine yaklaşık 150-200 bin kişinin katıldığı dört büyük mitingin gerçekleştirildiğini ifade etti.
Bu mitinglerde Hamdullah Suphi Tanrıöver, Halide Edip Adıvar ve Mehmet Emin Yurdakul’un önemli konuşmacılar arasında yer aldığını belirtti.
Türk Ocaklarının milletin birliği ve devletin bekası esasına zarar verebilecek tutum, davranış ve söylemler konusunda hassasiyet taşıdığını vurgulayan Kara, Türk milletinin Birinci Dünya Savaşı sonunda galip devletlerin dayattığı Sevr projesine karşı Gazi Mustafa Kemal Paşa liderliğinde destansı bir Millî Mücadele verdiğini ve Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini attığını ifade etti.
Cumhuriyetin bu tarihî mirası devralarak Türkçeyi devlet dili olarak kabul ettiğini ve bu topraklarda yaşayan halkı etnik ve mezhebî kökenine bakılmaksızın “Türk milleti” olarak tanımladığını söyledi.
Konuşmasında Gazze’de yaşananlara da değinen Kara, İsrail hükûmetinin Gazze’de yaşayan Filistinlilere karşı yürüttüğü saldırılarda kadın, erkek sivillerin, gazetecilerin, yardım kuruluşu çalışanlarının, sağlık görevlilerinin ve binlerce masum bebeğin hayatını kaybettiğini belirtti.
Bu gelişmelerde İsrail Başbakanı Netanyahu kadar ABD yönetiminin ve İsrail’e engel olmak için adım atmayan Batılı devletlerin de sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.
Küresel egemenlik mücadelelerinin parçaladığı coğrafyanın, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla yeni bir bölgesel savaş tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu dile getiren Kara, Türkiye Cumhuriyeti’nin çok kutuplu dünyaya doğru giden süreçte tarihî mirasının yüklediği sorumlulukla Türk Devletleri Birliği, İslam dünyası ve Balkanlar ekseninde önemli bir güç merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.
Bin yılı aşkın süredir bu coğrafyada yaşayan ve ortak kültür değerlerini paylaşan unsurlar arasına nifak sokma girişimlerine karşı üniter millî devlet yapısının güçlü tutulması gerektiğini belirten Kara, etnik ve mezhebî farklılık gözetmeden tüm vatandaşların Türk millî kimliği etrafında birleşmesini sağlayacak yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin savunma sanayisine yaptığı yatırımların öneminin her geçen gün daha iyi anlaşıldığını ifade eden Kara, Türkiye’nin bu zorlu süreçte ihtiyaç duyduğu başlıca hususları şu şekilde sıraladı:
-
Yönetimde kuvvetler arası denge ve denetleme mekanizmalarının yeniden kurulmasıyla liyakat sistemi güçlendirilmelidir.
-
Siyasi rekabet husumete dönüştürülmeden adaletin devletin temeli olduğu gerçeği hayata geçirilmelidir.
-
TBMM gerçekten milletin sesi olma işlevini yeniden kazanmalıdır.
-
Kamu kurum ve kuruluşları Anayasa, kanunlar ve ilgili mevzuata uygun şekilde denetlenmeli; yolsuzluk ve suiistimaller asgariye indirilmelidir.
Kara, liyakat, adalet, danışma ve denetleme ilkelerinin hayata geçirilmesinin iç cephenin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
TBMM’de kurulan komisyonun, Türk Ocakları başta olmak üzere üniter millî devlet yapısı, resmî dil ve eğitim dili gibi konularda açık ve net tavrı bulunan gönüllü kuruluşların görüşlerine başvurmadığını da belirten Kara, Türk Ocaklarının bu konudaki hassasiyetlerini şu şekilde sıraladı:
-
Anayasa’da üniter ulus-devlet yapısını bozacak hiçbir değişiklik yapılamaz.
-
Devletin resmî dili ve ülkenin eğitim dili Türkçedir.
-
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşlık tanımı değiştirilemez.
-
Yerel yönetimlerle ilgili olarak siyasi özerkliğe varacak hiçbir yasal ve anayasal değişiklik kabul edilemez.
Pendik Şubesinin 2004 yılından bugüne kadar varlığını sürdürmesinde maddi ve manevi katkılarıyla en büyük payın destekçilere ait olduğunu ifade eden Kara, yönetim kurulu adına tüm katılımcılara teşekkür etti.
Programın sonunda davetlilerin Ramazan ayını tebrik eden Kara, birlik ve beraberliğin daim olması temennisinde bulundu.
Yıllardır birbirini görmeyen birçok kişinin iftar vesilesiyle bir araya gelmesi ve yapılan samimi sohbetler ise geceye ayrı bir anlam kattı.






















