İktidar Da Rejim De Bu Seçimde Değişir « Gerçek Bakış Gazetesi

SON DAKİKA

İktidar Da Rejim De Bu Seçimde Değişir

Bu haber 02 Nisan 2022 - 21:26 'de eklendi ve 264 views kez görüntülendi.

Deniz Aydemir; “Seçimden sonra sadece iktidar değil, sistem de değişecek. Tek adam yönetiminden, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş yapılacak” dedi

DENİZ AYDEMİR politik gündemle ilgili olarak sıklıkla söyleşi yaptığımız, ilçemizdeki entelektüel isimlerden biri.

Muhasebeci ve mali müşavir kimliği ile ekonomiyi içinden takip etmesi, düşünce olarak farklı yelpazelerde yer alan insanlarla geniş zamanlı diyaloğu, siyasete olan yakınlığı ve zaman zaman da iddialı çıkışları ile, gazetede olduğu kadar sosyal medyada da takip edilen renkli bir figür aynı zamanda.

Bu söyleşide, olup bitenlere ‘soldan bakan’ bir gözün neler söyleyeceğini merak ediyoruz. O yüzden, sorulabilecek hemen her şeyi hem de kitabın ortasından sormak istiyoruz. Belki biraz da sıkıştırmayı deneyerek…

Yaklaşık 6 ay önceki son söyleşimizde ‘Erken değil, hemen seçim!’ başlığı ile bir çıkış yapmış; doğrusu olumlu ve olumsuz yönde birçok yorum almıştı.

Bugünkü söyleşimizden önce, kendisini takip edenler benden özellikle rica ettiler. “Sor bakalım Deniz Bey’e  ‘hemen seçim olmalı” diyordu.

Ama ortada seçim meçim yok. Şimdi ne cevap verecek bakalım” diye.

Ben de bu söyleşideki ilk sorumu ‘okur sorusu’ olarak kendisine yöneltiyorum.

Deniz Bey, ‘hemen seçim olmalı’ diyerek, bir erken seçimin kaçınılmaz olduğunu ön görmüştünüz. Anlaşıldığı kadarı ile ufukta bir erken seçim görünmüyor. Yanıldınız diyebilir miyiz?

Öncelikle mevcut verilere, özellikle ekonomideki manzaraya bakıldığında; erken seçim şartlarının var olduğunu ve bu ihtimalin son ana kadar gündemde kalacağını belirtmek isterim. Bu beklentim halen mevcut. Fakat iktidardakiler ülke menfaatlerini değil, kişisel hesaplarını ve kaygılarını esas alarak hareket ediyorlar.

Ama şunu da ifade edeyim ve lütfen not alınsın: Aslında halk seçimini çoktan yapmış durumda. Ve bu yönetimden vazgeçmiş bulunuyor. Gerek tarafsız, gerekse iktidar kanadına yakın tüm araştırma şirketlerinin kamuoyu araştırmaları bunu gösteriyor.

Düşen iktidarın şu an yaptığı, bunun resmi olarak ilanını mümkün olduğu kadar geciktirmek…

‘Olası bir seçimde sonuç ne olur?’ sorusuna da henüz sormadan cevap  vermiş oldunuz. Ama geçtiğimiz seçimlerden önce de, özellikle muhalefet kanadı ‘iktidar değişecek’ yorumları yapmıştı. Öyle olmadı.

Aslında son seçimlerde İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin gibi büyükşehirlerde seçimi kaybeden ve özellikle de İstanbul’da zoraki tekrarlatılan seçimde fark yiyen iktidar ‘kaybeden taraf’ olmuştu.

Bu göstergeler bir dip dalganın, iktidar açısından yaşanacak deprem ve yıkımın öncü göstergeleriydi.

Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilere artık kendi tabanlarından da ciddi tepkiler var. Artık dini ve milli duyguları suistimalle, algı operasyonları ile iktidarda kalmak mümkün değil.

İşin aslında bu iktidarı değiştirecek olanlar; daha önce bir umutla, safiyane bir bakış açısı ile iktidara oy vermiş olanlardır. Cumhur İttifakı neredeyse her iki seçmeninden birinin desteğini kaybetmiş bulunuyor.

Sözlerimi burada noktalarsam sorunuzun cevabını yarım bırakmış olurum. Siz ‘nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?’ diye sormuştunuz.  Seçimden sonra sadece iktidar değil, sistem de değişecek. Tek adam yönetiminden, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş yapılacak.

Peki siz Millet İttifakı’nın birlik ve beraberliğinin bozulmadan devam edebileceğine inanıyor musunuz? CHP, İYİ Parti, SAADET, HDP ve diğer partilerin farklı bakış açıları bu ittifakın zayıf tarafı değil mi?

Bu partileri bir araya getiren şey ideolojik benzerlikler – yakınlıklar değil, oluşan şartlardır.

Arslan, zebra ve maymunlar aynı yöne doğru koşuyorlarsa; ormanda yangın var demektir.

Siyaseten de, ülkeyi yönetme kabiliyetini yitirmiş, ortalığı yangın yerine çevirmiş bir iktidar söz konusu. Bu yangının söndürülmesi hayati önem arz etmekte.

Millet İttifakını ve dahi milleti bir araya getiren şey budur.

HDP ve Millet İttifakı ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? HDP kanadında ‘Biz olmadan kazanamazsınız. Yapılan son seçimlerde kazandığınız yerleri de, desteğimiz sayesinde kazandınız’ söylemi var. Diğer taraftan Millet İttifakı da açık açık HDP’yi sahiplenebilmiş değil. Üvey evlat muamelesi yapılıyor. HDP – Millet İttifakı birlikteliği her an bozulabilecekmiş gibi durmuyor mu?  Bir diğer paralel soru; HDP sizce seçimlerin anahtar partisi konumunda mı?

HDP kanadı serzenişlerinde genel anlamda haklı. Mevcut durumdan rahatsızlıklarının olduğu bir gerçek. Ama buna rağmen Millet İttifakı’nın yanında yer almayı sürdüreceklerdir.

Mevcut iktidar HDP’yi PKK ile özdeşleştirerek ve HDP düşmanlığını pompalayarak halkı yönlendirme çabasında ama bu da tutmaz.

HDP ülkemizin tüm resmi formasyonlarını tamamlamış siyasi partilerinden biridir ve esasen PKK tehdidine karşı da önemli bir unsurdur.

HDP’nin demokratik zeminde kendini ifade edebilmesi PKK’ya güç kaybettirir. Bu partimizin, milliyetçi – muhafazakar – Türkçü olarak sahnede yer alan birçok partiden daha fazla oy aldığını da unutmayalım. HDP’nin, özellikle de bu seçimlerde anahtar parti konumunda olduğunu söyleyebilirim. Seçimi kazanmak için % 50 + 1 şartının arandığı bir sistemde bu böyle.

Peki HDP’nin bir şekilde Millet İttifakı ile yollarının ayrılması, seçimlerde bir başka parti ile örneğin AK Parti ve Cumhur İttifakı ile hareket etmesi söz konusu olabilir mi?

Öncelikle her şeyin tavanda birleşmekle hallolmayacağını, birlikteliklerin tabanda da karşılık bulması gerektiğini ifade edeyim.

AKP – MHP – HDP’yi tavanda bir arada hayal etseniz bile, bu tabanda pek mümkün değil.

Tekrarlatılan İBB seçimleri öncesi, AKP Kürt seçmenlerden oy istedi. Bu yönde devreye mektuplar sokuldu. Daha birçok şey denendi. Ama ne oldu. Ters tepti. AKP kendi tabanından tepki görerek yapılan seçimde fark yedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Millet İttifakı’nın adayı sizce Kemal Kılıçdaroğlu mu? İYİ Parti’nin Kılıçdaroğlu’nun adaylığına pek sıcak bakmadığını da düşünürsek bu konuda ne dersiniz?

Bu konudaki kişisel fikrimi kısa ve net söyleyeyim. Millet İttifakı’nın adayı Kılıçdaroğlu olur. HDP’nin de rahatlıkla destek vereceği Kılıçdaroğlu %60 oy alarak seçilir.

İYİ Parti ile bu noktada uyum – anlaşma sağlanacağını, bunun büyüyen bir sorun haline gelmeyeceğini düşünüyorum.

İYİ Parti göreceli olarak güçlendiğini düşündükçe, kendisine ana muhalefet rolü biçiyor. Örneğin İYİ Parti İlçe Başkanı Süleyman Turan “Pendik’te belediye başkan adayı İYİ Parti’den olmalı” diyor. Bu konudaki görüşünüz ne?

Muhalefetteki en köklü ve oy oranı yüksek parti CHP. İYİ Parti yükselişe geçmiş olsa da, oy potansiyeli ve bekrauntu açısından ana muhalefet konumunda olamaz. Türkiye’nin sosyal demokratlar tarafından yönetilmeye ihtiyacı var.

Pendik ölçeğinde baktığımızda, o ayrı bir konu. Tartışılır, anlaşılır…

Siz son birkaç yıldır ‘ekonomik tablo’ ile ilgili değerlendirmelerinizde ‘işler kötüleşti, daha da kötüye gidecek’ şeklinde yorum ve ön görüde bulunmuştunuz. Gelinen noktada, arşivlerde kayıtlı söylemlerinize yakıştırılabilecek bir manzara da var. Artık her şey çok daha pahalı ve Türk Lirası, Dolar, Euro karşısında birkaç yıl öncesine kıyasla değer kaybetmiş durumda. Bu arada Dolar ve Euro artışının önlenmesi adına ‘kur garantili mevduat hesabı’ uygulaması başlatıldı.

Yeni bir değerlendirme yapacak olursanız neler söylersiniz?

İktisat teorisi basittir. 2+2 dört eder. Faiz artarsa olacaklar bellidir, faiz düşerse bellidir.

Ekonomiyi yönetenler liyakatlı kimselerden oluşmuyor. Ekonomik kuralların gereğini değil, liderlerinin emirlerini yerine getiriyorlar. O yüzden, bugün gelinen nokta sürpriz sayılmaz.

Direksiyonu uçuruma kırarsanız, uçuruma yuvarlanırsınız.

Ekonomi denilince; tarım, hayvancılık, üretim, para politikası, güven ortamı gibi birçok parametre söz konusudur. Bu iktidar döneminde tüm bu ve benzer başlıklarda yanlış işler yapıldı. Kriz de bağıra bağıra ‘geliyorum’ diyerek geldi.

Bu iktidar daha ne kadar uzun süre iş başında kalırsa, işler o denli kötüye gidecektir.

Kur garantili mevduat hesabına gelince; bu rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal zamanında da denendi, başarılı olamadı. Özal dahi “kötü tecrübeydi” demek zorunda kaldı.

Evet dünyada da bir kriz var ama Türkiye’deki kriz çok daha derin, yanlış anlayış ve uygulamalarla alevlenmiş bir kriz. Söndürmek lazım…

Bir de size iktidar tarafınızdan bakalım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni başarılı buluyor musunuz?

Tüm engelleme çabalarına rağmen İBB’yi son derece başarılı buluyorum. Reklamsız iş yapıyorlar. Tarıma ciddi destek veriyorlar. İstanbul’da üretimi üç kat artırmış durumdalar. Yönetim şeffaf. Hırsızlık, arsızlık, rüşvet, iltimas, ayırımcılık, partizanlık yok. Metro inşaatları devam ediyor. İmamoğlu, önümüzdeki dönemde de aday gösterilirse, oy oranını daha da artırarak ikinci kez seçilir.

Son olarak Rusya – Ukrayna arasındaki savaşı, Türkiye’nin barışı sağlama çabalarını, 3. Dünya savaşı ihtimalini değerlendirir misiniz?

Savaşa karşıyım. En kötü barış ortamı bile savaş ortamından iyidir. Rusya – Ukrayna savaşında batılı ülkelerin Ukrayna’yı dolduruşa getirdiğini, başı belaya girince de pratikte yalnız bıraktıklarını gözlemliyoruz.

Umarım uzun sürmez kısa sürede biter. Çünkü bu savaştan Türkiye de yara alıyor.

Türkiye’nin bu noktadaki politikasını ve barış çabalarını görüyor, doğru buluyorum. Bu arada, 3. Dünya savaşının çıkabileceğini de düşünmüyorum. Nükleer bir yıkımı kimse göze alamaz.

Son demiştik ama şunu da soralım ve söyleşimizi biraz yerelleşerek tamamlayalım. Seçimlerde Pendik’te nasıl bir tablo ortaya çıkar?

Geçmişte Pendik AKP için çantada keklikti.  Ama artık çantada keklik kalmadı! AKP her yerde seçim kaybedebilir. Kale olarak gördükleri yerlerde bile.

Pendik’te de ‘garanti kapsamı’ bitti. Adayın kim olduğu da,  sonucun şekillenmesinde ciddi faktör tabiki.

Sorularımıza verdiğiniz samimi ve çarpıcı cevaplardan dolayı teşekkür ederiz. Keyifli bir söyleşi oldu.

Bu bir şey değil. Sizinle asıl keyifli söyleşiyi seçimlerden sonra yapacağız.

Ben de sizlere teşekkür ediyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.